STREET PERFORMANCES

DANSOKAKTA FANZİN SANAT

Deneyimlenen hayat tarzları…Korkusuzca yaşanan deneyimler..Bir orospunun feryadıyla uyandım sabah..Anne diye bağırıyordu, death metal sesini andıran bir sesiyle kadın, şaman ritüellerine benzetmek isterdim. Yatakta uzanıyorum…karşı pencerede çocuklarına rastladığımız aile hala oradalar mı? Sokakta selpak satıp, dilenen, ailesiyle birlikte;dikkat et ablacım diyen çocuklara rastladım,yıllardır. Üzüldüğüm yeri tanımlamaya çalışıyorum. Bir yere bağlı olmadan çalışarak bu karmaşıklığın, kaosun içine girip yaşadığım ne varsa paylaşarak mottosuyla devam ettiğim sanatsal yolculuğum. Geçen senelerde Dansokak’taya başlayarak giydiğim çeşitli kıyafetlerle geldiğim bu sokakta bugün bu olayların tüm felsefi açılımı sona erdi. Medyumların görüleri, 5 vakit okunan ezanlar, sosyalistlerin sunduğu sunamadığı teoriler…Heeeyyy ne oluyor burada dememe engel olmadı? Belki bi kallavi bi hocamın, öğretmenimin elini tutup tüm bu hikayeyi farklı bir şekilde okuma imkanım olsaydı..Daha az hararetli bakabilirdik bu konuya…

Bu sokak çocuklarının aileleri,anneleri,teyzeleri,..-bilmiyorum. Ben sadece misafir olarak geliyorum..Ama bir kadın ,ucuz makyaj ürünleriyle hergün, satışa çıkardığı bedeniyle bir şeyler anlatıyor. Bugün anneeee diye bağıran bir insan sesi kulağıma pelesenk oldu.

Gördüğüm rüyayı unutmak üzereyken konu olarak baktığım ama sanatsal duyarlılığımı kaybetmeden ve belki bir tık ötesi bağıra çağıra bu evden gitmek olacaktı. Ama kallavi bir duyarga açıklığıyla karşı ailenin, buradaki insanların,esnafın,bir yaşamı bir şeyi ağlayan o kadın da dahil bir şeyi deneyimlediklerini fark ettim.

Hepimiz istediğimiz yaşam tarzlarıyla bir kantonda yaşayabiliriz. Burası da öyle bir yer. Zaten aynı kadın bir arkadaşıma bu mahalle benim, bizim demiş. Zaten ağlaması da bitti. Bu da gösteriyor ki biz bu deneyimin içindeyiz diyoruz. Bu filmde ben başroldeyim. Peki bu filmin sonu ne olacak?Bu filmde çocuklar nerede?

Burası İstanbul’un göbeklerinden bir yer. Zengini, fakiri burada. Eminim yüksek mevkilerden gelenler var. Bu konuya hangi açıdan baksan ofsayt bence. Lisedeyken suyla çalışan arabaları söylediğimde alık alık bakıp benimle dalga geçen zihniyet belki gene karşımızda bilmiyorum. Bu yazı bütün bu densizliği anlatabilir mi? Densizlik diyorum. Çünkü alternatif eğitim modellerinden bahsederken, bunları tartışırken bize ucube gözüyle bakan zihniyet toplu halde bir kadın tüm dünya tarafından siktirilse mutlu olur mu?deneyimi yaşatılıyor bir de zaten şu gördüğümüz bütün modern insanlar bu mekanizmanın içinde dişlerin arasında kalmış bir yiyecek atığı kadar değer taşımakta.

Bu kirlilik ve leş deney labaratuarında sonuç çizelgeleri nerede?Dersini alan gidiyor mu?Gidiyorsa nereye gidiyor?

Yıkılmaya çalışılan ahlaki tek düzelik. Renksizlik, coşkusuzluk, sıkıcı hayatlar…

Ama deneyimlenen tam bir orospu çocukluğu. Hepimiz orospu çocuğuyuz. Bu kantando sanat sepet yok, araştırma, okuma, karşı çıkma, isyan, yeniden kurma,, yok..Kurda kuşa ses çıkarmama var. Her şey yatakta bitiyor….felsefesinin dışa vurumu. Ki doğru bir bakıma. Ama deneyimlerin sonucu nerede? Bir de bu çocuklar…

Eylem Gülter 05.01.2021 Salı

Aynı günün öğleden sonrası tek performans yapılacak yer Karaköy iskelesi tarafı oldu. Yıldız Teknik’ten de arkadaşım Mert Başaran’la birlikte ben oyun çıkarma motivasyonuyla da klip çekiyoruz. Adamın biri eşgalini vermeyeceğim, mesleğini de söylemeyeceğim. Durup dururken diyeceğim ama sonrasında düşündüğümde, kendince haklı ama o kadar da şu zamanlarda yaşadığımız kadına yönelik şiddeti kanıksamış bir tipti, bana küfürler etti. Ben de yüksek sesle –sevgilim seni çok özledim, gel sevişelim, dedim. Adam etraftaki kayıtsızlıktan güç almış olacak, hala sürdürüyor küfür etmeye.. Ben de devam ettim -sevgilim neredesin, hemen gel Karaköy’e, seni çok özledim, diyorum. Sonunda gerisin geri gitti. Ben de –sokaklar hepimizin diye slogan attım üst üste. Aynı günün akşamüstüsü. Artık Cihangir’e doğru gidelim dedik. Bir tiyatronun önünde kahvelerimizi içip sanatsal, pandemi için healing v.b.konuşmalarla yola çıktık. Saat 21.00’de sokağa çıkma yasağı var. Yolda oyuncu arkadaşlardan biriyle karşılaştım-çok güzelsin dedi. Ben de –sen de öylesin, dedim. Sonrasında iyi ve kötü gelen övgü, arıza, kompliman v.s düşünmek üzerine ve hangi cevaplar verilmeli, araştırma konusu dedim. Onun üzerine çalışmakta fayda var.

Çalışma klasörleri oluşturmak, sağduyuyu geliştirmek;hayat ve kültürel etkinlikler geliştirmek, şimdi biraz mide bulantısı ve karın ağrısı var. Stretchlerimi yaptıktan sonra. Yararlı antioksidanlar içince midem biraz altüst oldu, tabi nescafede fazla geldi. Düşkırıklıkları saydam bir zeminde, Karaköy’deki ressamın dediği gibi binlerce dalgaya bakıyorsun denizde, her bir dalganın ayrı ayrı anlamları var.

Yarın denizde dalga hoş geldin abla şarkısıyla bu kez başka bir platformda sahnelere devam. İzleyicilerimiz yoldan geçenler, dekorlarımız sahici ay, güneş, yıldızlar, bulutlar olsa da.. soyutlamayı diplomayla tasdik ettirmiş olsam da. Malum pandemi ödeneklerinden yararlanamayan kesimden olduğumdan..Sayılı günler çabuk geçer. Bugünlerin de bir terazisi vardır..Al sana meditasyon konusu. Sevgi ve emekle..
Eylem Gülter

A pop-up show with  Fulya Evrim Yavaş, with the music of The Ottoman Empire Military Band.
A huge crowd n’ a total blast!

Another contemporary dance performance with Fulya Evrim Yavaş in İstanbul.
Turkish Police is always!? very INTERESTED?!*! in such art performances.

‘BULLSEYE’ with Fulya Evrim Yavaş.

‘We’ll turn all of the historical places into hotels or Shopping Malls!’ they said…


A pop-up show with  Fulya Evrim Yavaş,write my essay online with the music of The Ottoman Empire Military Band.
A huge crowd n’ ahomework essay help total blast!

Another contemporary dance performance with Fulya Evrim Yavaş in İstanbul.
Turkish Police is always!? very INTERESTED?!*! in such art performances.

‘BULLSEYE’ with Fulya Evrim Yavaş.

‘We’ll turn all of the historical places into hotels or Shopping Malls!’ they said…

Here n’ there…





Here n’ there…