PRESS ARTICLES

istanbulsonhavadis
Yazar: Eylem Gülter
Tarih: Mart 01, 2017
Kategori: Köşe Yazarları

DANS BAŞLASIN

Kaybolup gitti zaman, yitti elverdiğince, kelimelerini, anılarını aldı götürdü. Kasırgalarla yaşanan bir aşkın bitiverme anı gibi, başka bir anın açıldığını hissettikçe yorumlama yeteneğini yitiriyorsun. Dans orada başladı. Sonra dans kasırgaları da anlatmak istedi. Daha çok idman yaptı, gözlem sanatını hareket araştırmalarıyla harmanladı. Devindi durdu. Durdu devindi. Beden hafızasına güvendi. O kadar malzeme vardı ki odaklanılacak, seçme işini sonraya bıraktı.

Hatta kendi kendine seçilir zaten diyerek bilginin içindeki bilgeliğe güvendi. Doğduğumuzdan beri göz kırpmalarımız, hareketlerimiz.. hepsi danstı, tiyatroydu, Bir sahneydi doğduğumuz hayat, Neyin içinde olduğumuzu anladığımızda dekorlar belirdi.

Sesler, sözler, konular, masallar aslında kocaman bir dünya ve o kadar da küçük, gözlerimizi kısıp baktığımızda.

Bazen ararken bulduk devinimi bazen hüzünlü aşk şarkılarında; gelmiş geçmiş aşklara seyirci olduk, biletsiz izledik. Dans bizdik. Herkesin anlattığı hikayeleri olduğunu gördük, bazen sessiz, sözsüz; koskocaman bir yolu yürüyen bir adam gibi ağır aksak adımlarıyla mesela

Çocukların bağırtıları, çığlıkları, oyunları öğrenme hevesimizi, merakımızı hatırlattı. Bedenimiz..Bizlerin birer bedenleri var. Bunu ilk hissettiğinde insanın içinden ağlamak geliyor. Bilmediğin bir nedenden üzülmüyorsun. Çok ilginç değil mi? Bilmek, hissetmek, anlamak, yaşamak..Daha bir çok terim sıralanıyor sözlü yada sözsüz. Benim bedenim dans. Benim bedenim dans ediyor dediğinde başka bir dilin olduğunu görüyorsun. Bunun için de hep birlikte ağlayabiliriz. Beynimizin içine yerleştirilmeye çalışılan onca kütük dogmalara karşı kendi bedenimiz ve ruhumuzla, psikolojimizle nasıl bir bütün olduğumuzu hissediyoruz. Ve hareket ettikçe problemlerimize hiç beklemediğimiz şekillerde cevaplar gelebildiğini fark ediyoruz. Hareket berekettir sözü buralarda kullanılmalı.

Modern dans ve çağdaş dans deyince gerçekten kendinle bu dünyada, kainattaki hareket dilini, kelimelerini, cümlelerini yaratabiliyorsun. Kendin kattığın doğaçlamalarla, bir tekniği süsleyerek, tarihselleştirerek görünmeyen aleme katalar çiziyorsun.

Şu ana çağdaş bir anlayışla yaklaştığında belki bedeninde ilgili noktalara akupunktur uygular gibi kendini bu ana güncelliyorsun ve her ne işle uğraşırsan uğraş, ya da tatil yaptığın bir günü en üst düzeyde verimli geçiriyorsun.

Dans etmek için sadece o an karar vermen yeterli. Bedenini takip et,o sana yol gösterecektir, zenginliği hissedeceksin ve hissettin zaten biliyorsun. Sadece politik gündemler ne olursa olsun hareket etme hakkını kendine yeniden ver, yaşına, kilona, sanatta elitist (soru işareti) tabakalara aldırmadan. Yapabilirsin.

Hadi dansa

 

 

istanbulsonhavadis
Yazar: Eylem Gülter
Tarih: Mart 13, 2017
Kategori: Köşe Yazarları

Teşekkürler

Rutin yaptığımız hareketlerimizin dışında kendimize bir ön izleme yaparak eksik kalan devinimi armağan ettiğimizde kendimize; hayatımızdaki olaylara, yaşantıladığımız acılara bakış açımız bir nebze de olsa –ki bu detay büyük farkındalıklara gebe oluyor aslında- kaçırmayalım.

Bazen modern, bazen klasik, bazen performatif, bazen doğaçlama, bazen kendiliğinden bir hareket hediye paketi. Kendimize kendimizden. Nefes alışlarımızla, verişlerimizle destekli. Daha güzel gülüşler hediye olarak gelebilir ardından, kim bilir?

Modern dansın en güzel yanlarından biri nötr bir ifadeyle yapılıyor oluşu. Hayatımızın her anına yüklediğimiz anlamlar, her harekete yaptığımız yorumların dışında nötr olarak, olana bitene bir bakış açısı yaratabiliyor. Ya da hiçbir şey düşünmeden sadece hareketleri yapmak.

Sonrasında gündelik hayatımızın ne kadar renklendiğine, canlandığına şahit olabiliriz. Sorunlarımıza yaratıcı çözümler getirebiliriz. Çözümler çözümlerle buluştuğunda daha verimli hareket programları çıkabilir. Diyafram kasımızı çalıştırdığımızda daha güzel şarkılar söyleyebilir, taklit yeteneklerimizi; tevazu ve samimi duygularla geliştirebilir; ölçünün, altın oranın farkına varabilir, bir kuşun peşinden çocukken koştuğumuz kadar; yetişkin bedenimize hatırlatabiliriz. Çocukken büyüklerimizin mutlu olmasını ne kadar çok isterdik. Oysa büyüdüğümüzde, acı gerçeklerle karşılaşıp, hepimiz birer saklanmış balığa döndük adeta. Yeni bir dünya kuralım; içinde çocuklar, hayvanlar, bitkiler yaşayabilsin. Çalışalım.

Hayatlarında drama ve hareket eğitimi almış olanların kendilerini daha iyi ifade edebildiklerini görmüşüzdür. Maalesef ülkemizde herkes bu eğitimleri alamıyor. Gizli o kadar yetenek var ki… Ben diyorum ki bütün o gizli yeteneklerimiz açığa çıksın. Disiplinli çalışmalarla izlenebilir, seyredebilir sahneler üretilsin. Bazen bakıyorum aydın olan arkadaşlar bile “bu saatten sonra olur mu hocam,” diyebiliyorlar. Haftada bir saat ilgi duyulan bir sanatsal çalışmaya ayrılan vakit, belki ileride ödemek zorunda kalacağımız psikiyatrik ilaçlardan bizleri kurtarabilir. Çünkü sanatın içinde bütün ilimlerden yararlanabilmek te var. Kendi dogmatik düşüncelerimize tepki gösterelim. Hayallerimizi gerçekleştirebilmek adına -ne kadar geç olursa olsun- kanalize olalım. Mutlu olabilen bir insanın etrafa yaydığı sinerji. Ohh… İmreniyorsak bizim de sanatımız gelmiş.

Modern dans çalışmaları alan hip hopçular, balerinler, baletler, salon dansları yapanlar ve diğer dansçılar da koreografilerine farklı bir lezzet katabiliyorlar. Modern ve çağdaş dansta alınan bale eğitimi vücudun proporsiyonunu kuvvetlendirici, hareket kabiliyetini geliştirici yönde kullanılıyor. Tabi ki sırf bir bale partisyonu da çağdaş formda sergilenebilir. Modern dans formlarıyla bir tiyatro oyunu, fiziksel tiyatro olarak gösterilebilir. Belli temalar, video art, resim, şiir, sahne tasarımları v.b.unsurlarla disiplinler arası çalışmalar üretilebilir.

Yazıma son verirken son çalışmalarını yaptığımız ‘Karşılaşmalar 1-Anlamsız Soğuk’ dans tiyatro performans oyunumu Yılmaz Mızrak Sahnesi’nde sergileyeceğimiz haberini sizlerle paylaşmak istiyorum. Tarih ve saat şu an belli değil. Takipte kalın. Görüşmek üzere.

  find this paper writer.